ALASKA'NIN EN GRİSİNE SEVGİLERLE...

Perşembe, Haziran 7 8 Yorum



Bazen pek çok şarkının sözüne inanmıyorum. Kafiyesi düşmüş, müziğe uymuş, söyleyen güzel düşürmüştür nazarımda sadece. Alkışlara da gülüyorum çoğunlukla. Yarışmalarda kaybeden masa daha çok alkış alır, bir teselli verir seyirci istese de istemese de. Merhametin sesidir belki alkış o anda o sahnede.
Kazananın sırtı sıvazlanır, "aslanım benim, helal olsun beh!" etiketi eşliğinde alna bir de öpücük kondurulur zaferin işareti niyetine. Kazanan ve kaybeden kuşağının başı toprak, sonu toprak değil mi. Yormadan yaşamaya direnmek niye. Pek bi manasız oldu bu cümleler yine. Artık her ne ise, her ne gelirse...  Kelimeler ağırlığınca yüklenmek soru işaretlerine de sanki o nokta hep o çengelin altında olmalıymış gibi dikkat kesilmek her ölçüde. Ne gerek var yıkmaya, ben yapacağım diye sadece...  demeyip, ona buna söylediklerimi, hadiseler, an'lar bana tosladığında söylesem ya kendime. Küpe etsem zihnimin en dinç köşesine. İkinci tekil şahısa tek kelime etmeden, kendim ve ben arasında söz bitse de, netice-i  kelam ağızdan çıkarken peşinden noktası da düşse tam yerine. Ama ne çare... Gri bir diyalog yığınıyla bulanan başımı kaldırsam göklere, gri bulutlar sereserpe her yerde. Alsam kalemi elime, düşen damlalar ıslatır mürekkebini de beyaz kağıt dönüşür gözümde yine griye, kalem de kurşun misali, ağır gelir elime. Devekuşu gibisin gri. Karasın desem, ay gibiyim karanın yanında, gözüne perde mi indi yoksa, renkkörlüğü bu olsa gerek dersin. Gözüm kamaştı aydınlığından, çok beyazsın desem, kara gözüne ya yıldız düşmüş ya da saçın der gidersin. Grisin desem, bu sefer de korkuyorum ki, aynaya bakıp mı konuşuyorsun deyip işine gücüne dönersin. İçimde boğulan renklerimle kalakalırım öylece. El uzatmaktan yorulmuş, feryat, figan duymamak için, kulağıma küpe ettiklerini de girdaba salıverip, üç nokta tıkayıp kulağıma dönerim ben de işime gücüme. Noktalar uzadıkça, renkler soluklaşır benim memleketimde. Zaman, mekan siyah beyaz olur gözümde de ezberden bilirim hangi renk nerede. Görmeden, adiyattan sayarım bir nefeste. Sonuna da kocaman, içi boş bir gülücükle noktaladım mı tamamdır vazife. Beklerim artık kara geceleri, yastığıma başımı koysam, gözlerimi damla damla kapatsam da akabinde hasret gidersem cıvıl cıvıl gidenlerle. Halbuki gri ne hoş bir fondur üzerinde diğer renklerle. Ne hoş... Az biraz müsaade etse...

Kum taneleri kadar gri nokta, takılmış rengarenk bir çengelin ucuna. İlmek ilmek ebruli bir hayat işliyor geçen her an'la. Son düğüm de atılınca seyredeceğim belki tadı damağımda, belki de ah u vahla...
Çok laf ettim yine seslice. Ee gri, bu kadar zor mu dönüşmek daha kolay bir renge... He unutmdan, cesaret alıp sakın benim gri olmamı isteme... Ya da neyse, devam et sen, üç noktalarım cebimde...

Sevgili Alaska, çok mu yüklendim yine aydınlık gecelerine...
Ebru boyalarım bitti bak seninle dertleşeceğim, dersleşeceğim diye.
Bu yazıyı da onlar yazdırdı bana, giderayak darılmaca yok ümidiyle...
Al sana bi de kocaman bi gülümseme ...



veya...


8 Yorum:

  • Follow_me dedi ki...

    Bloğun çok hoş. Bende bloğuma beklerim.

    Görüşmek üzere
    www.bakbuharika.blogspot.com

  • New York'tan dedi ki...

    Ne guzel yazmisin kalemine saglik,
    Ikinci parcayi bir ara cok dinlerdim :)

  • Demlikalem dedi ki...

    Güzellikleri gri bir renkle örtmüşüm dedim sonrasında üzüldüm gerçi ama sağolasın. Ben hala dinliyorum, belki bi gün ben de senin gibi "bir ara dinlerdim" derim :)

Yorum Gönder

 

©Copyright 2011 Demlikalem | ...